Unut-ama Beni

Unut-ama Beni

Sen sırtında kaç kilo taşıyabilirsin?
Sırtına aldığın o kilolarla kaç kat çıkabilirisin?
İki elinde iki dolu torba ile ne kadar yürüyebilirsin…
Ya da öylece yerinde ne kadar sabit durabilirsin?
Peki, 10 sene sonra aynı yükle aynı gücü gösterebilir misin?
Ya 20 sene, 30 sene sonra????

 

Peki ya kafandaki yükler?
Aynı yükü/acıyı ne kadar taşıyabilirsin?
Ne kadar yol alabilir, ne kadar öylece bekleyebilirsin?
Peki o zaman;

 

Acılar, hüzünler mi daha ağırdır, yoksa taşıdığın en ağır torbalar mı?

Bakmakla sorumlu olduğun insanlar olmasa bile, bakıma muhtaç nicelerinden sorumlusun.
Tanıdığın tanımadığın haberlere düşmüş nicelerinin ağırlığı var sende.
Kendi dertlerin de var üstüne…
“Hangi birini düşüneyim” diyerek başını iki elinin arasına alıp altında ezildiğin…
Para kazanmak zorundasın, okulunu/askerliğini bitirmek zorundasın…
Sevdiğinle mutlu olmanın zor şartları da var başında…
Sevdiğine hasretsen ya da terk edilmişsen, çocuğun amansız bir hastalığa düşmüşse,
Bedeninin bir uzvunu kaybetmek üzereysen,
En sevdiğini daha yeni vermişsen toprağa…
Uğruna ölürüm dediğin, başkasına nikah kıymışsa.
Senin yükünün ağırlığı neyle tartılır, nasıl taşınır şimdi…?
Nice güçlü hamallar gördüm, sevdiğinin gidişi karşısında çökmüştü.
Nice güçlü sporcular gördüm, bitiş düdüğünde yenilginin acısıyla bitmişti.
Nice güçlü devlet adamları gördüm, evladını toprağa verirken artık o da gitmişti.
Nice zenginler gördüm, kaybedilen son ihale ile bir ayda erimişti…
Şimdi güçlü kim? Güç ne?
Ya yenilen pehlivan ile yenilen sevgili arasında ki 7 fark ????

 

Ne diyordu Rus zindanlarında 25 sene yatan ve simsiyah saçları bembeyaz çıkan Azaflı Mikail;
“Zaman saçlarımdan çarmıha astı/ Bu zindan gocalttı, ben gocalmazdım”
Çanakkale’de 273 kiloluk mermiyi taşıyan gururumuz Seyit Onbaşı da; Ne yazık ki utancımız olarak “akciğerden” değil unutulmanın acısıyla ölmüştü…

Asker defterimin ön yüzünde hâlâ o yazı durur;

Bir komando vurulduğunda değil, unutulduğunda ölür.
Çok mu arabesk sizce?

Paylaş

You May Also Like