Ben o radyodaki ses

Ben o radyodaki ses

 

Nasıl geçiyor zaman her şey daha dün gibi

Özel radyolar açıldığında kendi halinde bir insanken, bir anda birçok insanın tanıdığı bir insan ol.

Mikrofonun büyüsü bu olsa gerek.

Radyo yayıncısı olmak zordur, diğerlerine hiç benzemez.

Ne fiziğinin önemi vardır radyoda, ne üç numaralı artistik bakışın.

Kara kaşına kara gözüne dinlemez insanlar seni.

Bu yüzden hiçbir manken yer bulamamıştır kendine mikrofon önünde

Ne bir dizi oyuncusu, ne tiyatro sanatçısı ne de tv programcısı ama

Radyodan bu mecralara kayan çok olmuştur.

Radyo muhabbettir, sohbetin görünmeyeni ve en samimisidir.

Biraz ses tiyatrocularıdır radyocular, sesiyle kabul görür sohbeti ile yer bulurlar.

Sizin ruh dünyanıza çizdiği resim kadardır hepsi.

O resmi ne kadar iyi çizerse o kadar yani.

“Ay ne yakışıklı çocuk” diye dinlenmediler ya da “ne güzel bir kız” diye

Görmeden sevdi bizi sevenler, tanımadan bildi…

Ve o günden bu güne seneler geçti…

Hep radyocu çocuklar olarak kaldık, yeni yeni bey hanım diyorlar bize, hep ön adımızla çağırıldık çağırıldığımız yere

Çünkü radyolar hep bağlı kuruluşun en önemsiz parçasıydı, basın mensubu olarak kabul görülmediler hiçbir yerde…

En çok şoförler sevdi kurumda, sonra işçiler, sonra müdürler.

Patronların muhatabı olamadık biz, o yüzden şarkı isteyecekleri zaman hep yayın yönetmeninden istediler, bizleri muhatap almak sanki seviyeden düşmek, rütbe kaybetmekti.

Hem sevdiler, hem önemsemediler, biz onların, onlar bizim görünmez kahramanlarımız gibiydi.

Ve aradan 20 sene geçti,

Antenlere siyah kurdele bağlanılan günden, bu günetam yirmi sene…

O çocuklar artık büyüdü, sevilir sayılır ve tanınır oldu…

 

 

EvetRadyo olmasaydı benim albümlerim olmazdı,

Radyo olmasaydı beni televizyonlara çağırmaz, televizyonlar yayın yaptırmazdı,

Radyo olmasaydı konserlerim olmaz, kitaplarımı okuyacak insan bulunmazdı.

Kısaca ben bu günümü;

O küçük karanlık odaların rutubetli kokusuna borçluyum.

Gecenin karanlığına çizdiğim resimlere borçluyum

Okuduğum şiirlerde, sesime tutulanlardan, sesime tutunanlara borçluyum.

Cezaevindeki mahkumdan, parasız yatılılarda kalan yavruya,

Nöbet tutan askerden, asker yolu gözleyen sevgiliye,

Gurbetteki öğrenciden, sılaya hasret geline,

Direksiyon başındaki babadan, mutfaktaki anneye…

Kısaca bizi sadece bir ses olmaktan çıkarıp, ete kemiğe büründüren sevenlere,

O sesi, temiz kılan helal süte, o sesi var eden sonsuz güce…

Tam yüreğimin ortasından

20.yılımda saygıyla, sevgiyle, sonsuz minnetle

İyi geceler Ankara, İyi geceler Türkiye ve sesimin soluğumun ulaştığı herkese

Yüreğimle….

Paylaş

You May Also Like