Kahrolsun Demekle Olmaz!

Kahrolsun Demekle Olmaz!

 

Çocukların günahı nedir?

Bu hep söylenir, dillenir ama yine de günahsız çocuklar senelerdir bu acılardan
beslenir.

Nasıl yaşatılır bu acı çocuklara, bir çocuğa nasıl kıyılır Allah aşkına?

Nasıl elinden alınır dağ gibi babası, annesi, dayısı, kardeşi

Savaş, terör, kavga nasıl yankı bulur acaba bir çocuğun dünyasında…

Ayrıca bir çocuğun, Gazze’de ya da Tel-Aviv’de doğmuş olması bu gerçeği değiştirir
mi sizce?

Gözünü kırpmadan, kadın çocuk demeden öldürenler, nasıl öperler kendi çocuklarını
ve nasıl bakarlar eşlerinin yüzüne, nasıl yemek yerler acaba o evde huzur içinde?

Merhamet damarları kesilmiş insanlar, acaba nasıl nasihat ederler
sevdiklerine?

Yavrum ‘şu kötüdür’ dedikleri hangi kötü daha kötüdür kendi ettiklerinden.

“Masum insanları öldürmenin en masum gerekçesi” ne olur ki acaba?

Dağdaki teröristle, Suriye’nin ya da İsrail’in benzerlikleri şaşırtmaz mı sizi de?

Hep aynı kaynaktan beslendikleri dikkatinizi çekmez mi hiç?

“Gözyaşı ve kan” nasıl bir zafer getirir acaba zafer kazanacaklarına inanan o
beyinlere.

Bugün sevdikleri ve umutları ellerinden alınmış yaralı çocukların, yarının dünyasına
nasıl bileylendiklerini bir düşünsene!!!

Terör acımasızdır, terörist acımasızdır hele terörist devlet; acıma hissinden tamamen
kopmuş ve canavarlaşmıştır.

Yarın kendi çocuklarını da boğacak bu kin, geride dişleri kenetli yüreği yaralı çocuklar
bırakmaktadır.

Hangi çocuk hak eder bu kansızlığı, hangi çocuğun yetim/öksüz bırakılışına
değer, yeryüzünün en değerli kara parçası.

Hiç dikkatinizi çekmez mi bu çocukların ekranda ya da fotoğrafta, yaşıtlarının aksine
o gözlerindeki dehşet dolu bakışları, içindeki acıdan yüzünde oluşmuş yorgun ve
yaşlı iz pınarları.

Yeni Dünya, kinle dolu sevgiden mahrum çocuklar bırakıyor yarına, dün Bosna’da,
Bulgaristan’da, bugün Arakan’da, Humus’ta, Gazze’de ya da teröre bulanmış ellerden
öz vatanımın coğrafyasında…

Evet çocukluğumdan beri Kahrolsun İsrail çığlıkları her füzede bir kez daha
yankılanıyor ve ne hazindir ki sadece Filistin kahroluyor.

Srebrenitca kahroluyor, Erbil kahroluyor, Felluce kahroluyor, Humus kahroluyor ama
Kahrolsun dediklerimizin hiç biri kahrolmuyor…

Demek ki; Kahrolsun demekle kahrolunmuyor…!!!

Kahrolsun diyenler senelerdir sadece slogan atıyor, küfrediyor, birlik olmuyor.
Birlik olamadığı için de orada dirlik olmuyor…

Kahrolması gerekenler ise bu acımasızlık için gece gündüz çalışıyor, üretiyor,
kazanıyor, bilinçleniyor, haksız davalarında birlik olurken aralarına nifak girmiyor.
Ekonomisini arttırıyor, teknolojisini arttırıyor, acımasızlığın sistemini güçlendiriyor
sonra o güçle beraber de kendine daha güçlü çevreler ediniyor…

Böyle olunca da gerçek terörist masum, gerçek masum terörist oluyor.
Güç kimde ise o haklı oluyor (Şener Şen’in “Namussuz Namuslu” filmi sanırım
hatırınızdadır.)

Bir avuç İsrail’in bu yaptığı direk zulüm ve çağdışılık iken, gelişmiş dünya ülkeleri
İsrail haklı diyor.

Oysa ki; İsrail’in haksızlığını ve ne olduğunu ‘O’nlar öz çocuğunu tanıdığı gibi
tanıyor.

Öz çocuğunun uykusu kaçmasın diye üstüne titrerken de, masum çocukları
uykularında bile korkutmayı, sakat bırakmayı öldürmeyi hiç mi hiç umursamıyor…

Ne diyordu Mevlana ;

Dünle beraber gitti cancağızım
Ne kadar söz varsa düne ait,
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım…

Ey Ülkemin çocukları;

Çok çalışın ama çok çalışın
Aranıza fitne fesat sokmayın, birlik olun, teknoloji çağında en başta siz olun.
Ülkenizin değil Dünya’nın size ihtiyacı var bunu aklınızdan hiç çıkarmayın.

Kurtulursa bu Dünya; sizin merhamet damarlarınızdan dökülecek güçle
kurtulur.
Ak sakallı ataların, Ak pürçekli anaların duası sizlerin üzerine olsun…

Not: 

Bu yazı 19.11.2012 tarihli yazımızdır


Ve zaman geçse de ne yazık ki yara aynıdır

Paylaş

You May Also Like