Bedirhan Gökçe’den yeni bir şiir albümü.

Biz hesapsız sevdik…

Geçen haftaki yazımda tam da ‘’korsan yüzünden artık yeni albümler çıkmıyor’’ demişken Pazartesi sabahı kargoyla bir zarf geliverdi. Moral Prodüksiyon’un gönderme nezaketinde bulunduğu zarftan bir cd çıkıverdi: Sevgili dostum ve  hemşehrim, şair Bedirhan Gökçe‘nin “Biz hesapsız sevdik’’ albümü. Hemen dinlemeye başladım. “Hatırlar mısın”la çocukluğuma gittim, “Baba anneme iyi bak” şiirini dinlerken hüzünlendim, babamı rahmetle andım. “Meddar’’la hiç görmediğim Urfa’yı, Bahtiyar Vahapzade’nin ‘’Bir Selâma değmedi’’ şiiriyle dede toprağı Azerbaycan’ı hayal ettim.
Şiir dinlemeyi, okumayı sevenlerin beğeneceği bir albüm olmuş. Özellikle Bedirhan Gökçe’nin şiir yorumu ile bütünleşen besteler ve müzikler  ayrı bir tat katmış. Albümün müzik alt yapısını ve bazı bestelerini müzisyen dostum Umut Mürare yapmış. Umut, bu tarz albümlerde oldukça güzel işler çıkarıyor. Bu arada Hasan Bitmez’in ismini de zikretmek isterim. Müzik piyasasının içinde bulunduğu kötü duruma rağmen bir albüme yatırım yaparak camiaya ‘’moral‘’ veren Moral Prodüksiyon’un başarılı Genel Müdürü Gültekin Alihocagil’i de ayrıca tebrik ederim. Bedirhan Gökçe, minnet ve şükran başlıklı yazısının sonunda  “.. Korsan cd almak yerine sizin gibi orjinal cd’yi alarak desteğin en anlamlısını sergileyen‘’ dinleyicilerine mesaj içeren anlamlı cümleyle teşekkür ediyor ki gerçekten de korsan cd almayıp, internetten indirme yoluna gitmeyen dinleyiciler bunu hak ediyor.

Ali Oktay / Gazeteci-Yazar

Türkiye’ye şiiri sevdiren adam…

“Yalnızım bu şehirde hem de yapayalnızım, Boğuluyorum gitme, şair oldu bir yanım.”

90′lı yıllardı.
Ankara’da Dünya Radyo adında bir radyo kurulmuş ve bendeniz bu radyoda yayınlanan gece programlarının müdavimi olmuştum.
Yaşı yirmilerde genç bir adam her gece 90.2 frekansından şiir okuyordu ve tek başına ciddi bir dinleyici kitlesi toplamıştı.
“Allah vergisi” güzel bir ses her gece Ankara’nın soğuk politik-bürokratik havasını şiirin duygulu-sıcak dünyasına dönüştürüyordu.
Bir gece kendi yazdığım bir şiiri faksladım programa. Biraz sonra Bedirhan Gökçe’nin sesinden bütün Ankara duydu şiirimi.
“Ne güzel okuyor çocuk” dedim.
Çok güzel olmasa da şiir, Bedirhan Gökçe’nin sesinden dinlendiğinde kulağa gerçekten çok hoş geliyordu.
Dünya Radyo ile o zamanlar çalıştığım Zaman Gazetesi aynı binadaydı ve her gün binaya girip çıkarken daha önce hiç mülaki olmadığım görüntülere rastlamaya başlamıştım.
Demet demet çiçekler geliyordu binaya. Her gün ama her gün hiç fasıla vermeden.
Dinleyiciler bu genç şaire teşekkürlerini sunmak için çiçek gönderme seferberliğindeydiler.
Yaptığımız iş ayrı kulvarlarda olduğu halde Bedirhan Gökçe’ye olan bu ilgiyi kıskanmadım değil.
Bütün bunlar yeni bir yıldızın doğumuna işaret ediyordu. Kendi kendime “Bu çocuk yakında Ankara’ya sığmaz” dediğimi hatırlıyorum. Birkaç yıl sonra İstanbul onu keşfetti ve bütün Türkiye’ye tanıttı.
Televizyon programları, şiir albümleri birbirini izledi.
Hafta içinde ofiste masamın üzerinde Bedirhan Gökçe’nin yeni şiir CD’sini, onun da üzerinde “Biz Hesapsız Sevdik” yazısını gördüm:

“Ben hep bir gidiş payı bıraktım sevdiklerime?
Giderken yüreğime gereğinden fazla vurmasınlar diye…”
Bedirhan Gökçe’ye o “Allah vergisi sesi”nden bizi mahrum bırakmadığı, Moral Prodüksiyon’a da bu güzel ses ve şiiri bize ulaştırdığı için çok teşekkürler… İşte albümden Gökçe’nin bir şiiri.

“Bu vicdansız gözleri nerden aldın sen?
Kayalara vurmuş martıların çığlığı daha kurumamışken.
Bu sesi bu sedayı nerden aldın sen?
Saçların yüreğimi perçeminden bağlarken
Babandan mı, Annenden mi, kimden aldın sen?
Daha yaşım on sekiz, sevmeye sevdalıyken
Şu civan yüreğimde yılkı atlar koşarken
Elim ayağım buz kesmiş, yine de üşümezken
Severken terk etmeyi kimde gördün sen…”

Bu şiir mürekkeple yazıldığında böyle güzel…
Emin olun Bedirhan Gökçe’nin çıkardığı CD’den, kendi sesinden dinlendiğinde daha da güzel oluyor…

Nuh Gönültaş / Bugün Gazetesi

 

Uzun yıllardır radyo programcılığı yapan ve bugüne kadar üç şiir albümüneimza atan Bedirhan Gökçe’nin ‘Biz Hesapsız Sevdik’ isimli dördüncü albü-mü raflardaki yerini aldı. “Bu ülkeyi sevdiğim gibi sevdim şiirleri.” diyenBedirhan Gökçe, şiiri yaşatmak için mücadele edeceğini söylüyor.

“Bir şiiri anlamasan da olur, ama onu kötü okuma ne olur.” demiş ünlü şair Özdemir Asaf. Onun bu mısralarıyla başlayalım şair ve yorumcu Bedirhan Gökçe ile röportajımıza. Zira o, şiirin hayatta kalabilmesi için mücadele veren isimlerden biri. Kendisi de bu durumun farkında. “Şiir okuyan kaç kişiyiz ki zaten? Bir avuç insan şiiri yaşatmak için mücadele veriyoruz.” diyor. Şiirlerle olan bağını ise şöyle açıklıyor: “Bu ülkeyi sevdiğim gibi sevdim şiirleri…” Türkü, rock, pop ve rap gibi müzik dallarında bir sürü sanatçı olduğuna değinen Gökçe’ye göre, şu anki müzik piyasasında şiirin yeri yok. Çünkü kendisi gibi hayatını şiire adayan sanatçı sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. 19 yıldır radyo programcılığı yapan Gökçe, ‘Biz Hesapsız Sevdik’ adlı yeni albümüyle sevenlerinin karşısına çıktı. “Bu benim olgunluk albümüm.” diyen ünlü yorumcu dinleyicilerinin seçimi doğrultusunda ‘Hatırlar mısın’ adlı şiirine klip çekti.

Birçok kişi, Gökçe’yi dinlediği yılları en şiirli yılları olarak değerlendiriyor. Bu durum da onu oldukça mutlu ediyor. Yeni neslin şiire olan ilgisini oldukça iyi gören Gökçe, bugünkü nesilden bir halt olmaz diyenlere katılmıyor. Şiir dinletisi yapmak için Türkiye’nin birçok iline gittiğini anlatan Gökçe, “Gittiğim her yer tıka basa dolu oluyor. İçlerinde bir sürü genç var. Ama medya bu dinletileri görmediği için halk gençlerin şiire ilgisi olmadığını düşünüyor.” diyor.

KİRLİ BİR ŞÖHRET İSTEMEM

Bedirhan Gökçe, şimdiye kadar Dünya Radyo, Radyo Tatlıses, Best FM ve Kral FM gibi farklı radyolarda çalıştığını söylüyor. Hepsinin kimlik, kişilik ve duruş olarak birbirinden farklı olduğunu ama kendisinin duruşunun 4 radyo içerisinde de aynı olduğunu kaydedenGökçe, “Küçücük yerel bir radyodan dünyanın en çok dinlenen radyosuna kadar gelmek, sanat camiasının dalgalı sularında yüzmek o kadar kolay değil. Bu yüzden halk kendisi gibi çıkıp kendisi gibi kalanları takdir etmeli.” diye konuşuyor. Sanat dünyasında hiçbir torpili olmadan tutunduğunu söyleyen Gökçesadece işiyle gündemde olmak istiyor ve ekliyor: “Bir mankenle bir mekânın kapısında görüntülenerek ya da diğer meslektaşlarıma laf atarak buralara gelebilirdim. Ama kirli şöhreti istemiyorum.”

SAĞCIYLA SOLCUYU NASIL BİR ARAYA GETİRDİN?

Türkiye’nin en eski radyocularından olan Gökçe, programlarının çok iyi gittiğini ve işini hâlâ zevkle yaptığını dile getiriyor. Dinleyicileriyle radyoda hayatın bütün noktalarını paylaştığını aktaran Gökçe, bunun hem kendisine hem de sevenlerine terapi gibi geldiği kanaatinde. Hayatta en önemli şeyin insan hayatı olduğunu belirtenGökçe, birçok kişinin kendisini dinleyerek intiharın eşiğinden döndüğünü dile getiriyor. Bir konserinde kendisini Alevi ve solcu olarak tanıtan birisinin yanına gelerek şunları dediğini aktarıyor: “Biz arkadaşlarla seni dinlemeye geldik. Hepimiz sağlam solcuyuz. Ama görüyorum ki burada benim çok da tanıdığım sağcı var. Sen bizi bir araya nasıl topladın? Gökçe, bunun sebebini Yunus gibi herkesi kucaklamasına bağlıyor. Gökçe, “Bugün herkesin bizi birbirimize düşürmeye çalıştığı dönemde biz ısrarla hayır diyoruz. Çünkü biz bu coğrafyanın çocuklarıyız. Hep beraber bu coğrafyada doğduk, bu coğrafyada öleceğiz.” diyor.

Elif Akdeniz / Zaman Gazetesi

 

Bedirhan Gökçe yeni şiir albümü Biz Hesapsız Sevdik’i çıkarttı. Ünlü radyocu: “Yerel şivelerle şiirin sadece dram değil keyif de olabildiğini gösteriyorum.”

Kübra Doğru / kubra@kadinmedya.com

Bedirhan Gökçe; radyo müdavimlerinin yakından tanıdığı bir isim. “Layık olmadığım kadar güzel bir yere geldik. Dünyanın dört bir tarafında insanın sevenlerinin olması ne parayla ölçülebilir ne de başka bir şeyle. Lütuf bu” diyecek kadar da mütevazı. Son şiir albümü Biz Hesapsız Sevdik için ise “Albümümüzden bir tane alarak şahsıma ve şiire destek versinler, ben kendimin değil onların sesiyim, kendi seslerini kıstırmasınlar” diyor.

’Sesim ve ismim demlendi’ demişsiniz. Bu sürecin yaşamınıza kazandırdıkları ve kaybettirdikleri neler oldu?

Yıpranan yanlarını kazanımlarınla onarmaya çalışıyorsun. Duygusal yapın bazen ağır geliyor, çekip gitmek istiyorsun bu ego cehenneminden sonra da içindeki ‘Dayan’ diyen diğer sese kulak veriyorsun. ‘Dayan’ diyen yerin genelde ağır basıyor ve hüznün de demlene demlene kıvamını alıyor.

Yaşamınızda ve çalışmalarınızda ‘Kişisel devrimimdir’ diye anlatabileceğiniz bir şey var mı?

Geldiğim yer zaten başlı başına benim devrimimdir. Bir memur babanın çocuğu olarak yıllarını biriktirdiğin, alışkanlıklarını sildiğin Ankara’dan çıkıp tüm gemileri yakarak taşı toprağı; kadın-hırs-para olan şehre gelip hepsine direniyorsun. Ankara’yı bırakıp İstanbul’a geldiğim an, en büyük devrimimdir benim.

Ankara-İstanbul arasında kariyer yolculuğunuzun avantaj ve dezavantajları neler?

Ankara’da kendimi ilerleteceğim en son nokta siyaset olurdu ama benim tercihim hep sanattan yanaydı. Yeni bir şehirde sıfırdan tutunmaya çalışmak elbette dezavantajdı ve onu avantaja çevirmek sağlam bir on yılımı aldı, Hakeza o gün başkentin Bedirhan’ı idik, şimdi Türkiye’nin.

Kıvırcık Ali’nin sesi kötü ediyor

Albümlerinize ‘internet öncesi ve sonrası’ bakışınız var. Neler söylersiniz?

Yüz binlerle konuşulan albüm satışları artık on binlerle konuşuluyor. Şimdi satış rekorlarına değil tıklanma rekorlarına bakılıyor…

Radyo yayınlarında elinize geçen bir faks, yaşamınızda önemli bir milat sanırım.

Aşk şiirlerinin zirve yaptığı dönemde ‘sol yanım acıyor anne’ diyerek şiirde ‘anne’ teması ile zirveye çıkarak ‘Kral TV Video Müzik Ödülleri’nde ‘Yılın Şiiri’ ödülünü almak da bunun en bariz, en belirgin örneği. Evet, bir dinleyici faksı ile gelen, altında Ayla Aydemir yazan, bir kız çocuğunun duygularının sadece beni duygulandırmadığını, komple bir milleti ağlattığını görmek, hoşuma gittiği kadar şaşırtmadı da değil.

Şiir albümlerinin miadı doldu mu?

Şiir değil tüm albümlerin miadı doluyor ve internetten bu kaçak indirmeler devam ettiği müddetçe daha kötüye gidiyor, gidecek.

Albümlerinizde şive ve o şivenin yerel tınılarıyla bir harman sunuyorsunuz dinleyiciye.

Bu benim tüm albümlerimde olan bir türdür, her albümümde bu tür yerel ağızlara yer veriyorum. Şiirin sadece dram olmadığını bir o kadar da keyifli olduğunu anlatmaya çalışıyorum; bunu Türkiye’de tek yapan olmaktan da biraz mutluyum.

Albümde size eşlik eden birçok ses sanatçısı var, bu buluşmalar kolay oldu mu?

Bugüne kadar Cengiz Kurtoğlu, Hakan Altun, İbrahim Erkal, Nuray Hafiftaş gibi sanatçılar sesiyle destek verdi. Benim için önemli olan sevdiğim sanatçılar olmasından çok yakışan sanatçılar olmasıydı. Güzel olan teklif ettiğim hiçbir sanatçının reddetmemesidir. Hüzün bölümüne gelince de albümümde sesi olan ama bugün aramızda bulunmayan Kıvırcık Ali’yi dinledikçe çok kötü oluyorum hatta radyoda çaldıkça kendim dinleyemiyorum bile, telefonumdan bile adını silemedim hala.

Asgari ücretle yaşayan insanları hiçbir zaman unutmadım, unutmam

TV, radyo, albümler, kitaplar… Bedirhan Gökçe’nin vazgeçilmezi hangisi?

İşinize aşık olduğunuz zaman, her şeyinizi ona göre ayarlarsınız. Ben de öyle yaptım. Bu yüzden en vazgeçilmezim radyo; 19 senedir bırakamadım ve artık benimle bir bütün oldu.

Beslendikleriniz ve arındıklarınız?

Sokaktan besleniyorum ve hayat standartlarım ne kadar değişirse değişsin, eski çevremi hep sağlam tutuyorum. Asgari ücretle yaşayanları, memurları, esnafı hiç unutmuyorum, sanayide ustalarla köfte yiyor, gece karakollara gidip polislerle çay içiyorum, üniversite öğrencileriyle oturup sohbet ediyorum, kısaca beni besleyen yanlarımı hiç aç bırakmıyorum. Bunaldıkça Mesnevi’den, risaleye anlamakta güçlük çektiğim şeyleri anlamaya çalışarak iç dünyamın sesini dinlemeye özen gösteriyorum.

Günlük koşuşturmanız nasıldır?

Öğleden sonra hayata uyanıyor, akşama doğru ancak kendime gelebiliyorum. Yaşadığım hayat, kimseninkine benzemediği için zaman zaman zorlanıyorum, günlük işlerimde destek olan arkadaşlarım var. Seslendirme gibi birikmiş işlerimi bitiriyor gece radyoya geliyor, radyodan sonra evde sabaha kadar okuyor, yazıyor ve çalışıyorum.
Kübra Doğru / Star Gazetesi