Herkesin seçimleri yazdığı ve yazacağı bir haftada ben size “öyle” seçimlerden bahsetmeyeceğim.
Sadece dikkatinizi oradan başka bir yere çekeceğim.
Geçen haftaki yazımdan sadece bir parağrafı paylaşarak buradan başka bir kapı açmak istiyorum size.
…Kaldı ki meclise AKP-CHP-MHP ve BDP girecek ve bu da %95 gibi bir oy oranına tekabül edecek, yani ülkenin nerdeyse tamamına yakınını ‘temsil eden’ ve koalisyonlar garabeti olmayan güçlü bir meclis olacak…
Peki benim dediğim çıktı mı?
Oy oranlarını topladığında çıkmış olduğunu göreceksin.
Altını çizmek istediğim şey “bak nasılda bildim” değil.
Eğer bir olaya gerçekten tarafsız bakarsan, yani sevdiğini yüceltip sevmediğini yermezsen, bir başka deyişle eğer gözüne at gözlüğü takmazsan, sadece önünü değil yanlarını da görürsün ve olaylara gereksiz duygusal tepkiler vermezsin.
İşte, bu yüzden benim tahminlerimin tutması “bilmekten” değil “görmekten” geliyor…
Altını çizmek istediğim ne?
Ben senin özelinde yaşadığın aşk konularında da taraf değilim.
Bu yüzden senelerdir bu ülkede sizlerin duygusal hallerinize isabetli yol göstermemdeki en büyük etken bu?
Çünkü senin duygusal baktığın olayda ben duygusal değilim; yani ona aşık olan sensin, onu deliler gibi seven sensin, ben değilim.
O yüzden; benim senin için söylediğim sözler “isabetli” çünkü, aşkından gözü kör olan sensin ben değilim.
Ben seni ve sevdiğini tanımam belki ama “sizleri” tanırım.
İster geride bıraktığımız “genel seçim” olsun, ister senin “özel seçim’in” hiç fark etmez.
Ben ülkemin insanını tanırım ve kimseyi siyasi duruşundan dolayı yargılamam ve ayırmam.
Bu yüzden iç dünyanızı dış dünyanızdan daha çok önemserim.
Şimdi eğer sana “bu ilişki yanlış” diyorsam, bu senin göremediğini gördüğümdendir.
“Bu aşkın sonu yok” diyorsam, bunca yıldır bu ülkenin duygusal kan akışını takip eden bir insan olarak senelerin verdiği tecrübemdendir.
“Git, buralar boyu geçiyor, sen buralarda yüzemezsin” diyorsam, senin attığın kulaçtan ne kadar acemi bir yüzücü olduğunu gördüğümdendir.
Aşk her şeyi affeder mi bilmem ama “adına aşk denilen” her ilişkinin “masum” olmadığını bilirim.
Ve bu “masum” olmayan aşkların “namus” adına işlenen cinayetlerle nasıl sonuçlandığını, gazetelerin üçüncü sayfalarına düşen haberlerden bilirim.
Eğer tecrübeye güvenirsen kendi sığ sularında serinler ama boğulmazsın.
Şimdi seçim senin, sen bir hanımefendisin ama bu sefer önündeki sandıkta “atılan oylar yok” onlar senin arınla namusunla işlenmiş göz nuru “tertemiz çeyizlerin”.
Seninki de şu dolapta duran biraz tozlansa da pırıl pırıl damatlık lacilerin…
Unutma;
Önemli olan bir meclise girerek büyümek değil,
Bulunduğun meclis de küçülmemektir…

