Herkes kendi penceresinden bakar.
İster iki gözünden ister gönül gözünden.
Bazen perdelenir ve göz göremez her şeyi,
Bazen de özellikle perdelerler; görmesin, göremesin ister birileri.
Herhangi bir olay olduğunda, gazetecelikte de Emniyette de ilk şu sorgulanır:
“Bu kimin işine yarar ve en çok kime zarar verir?”
Çünkü bir her olayda bir ilk algı vardır ki, bu en cahil olanın bile yorumuna açıktır.
Oysa bir polisiye film ya da romanda, asıl kötü kahraman hep en son ve en umulmadık kişi çıkar.
Ve farkına varmadan bu oyunda, nice alakasız insanların nasıl “oyun’a geldiklerini” ve yine bilmeden onlara nasıl hizmet ettiklerini anladıklarında ise, iş çoktan varacağı yere varmış olur.
Halbuki ilk başlarda okuyucu/izleyici çok masum olanların günahını almış ve çok alakasız insanları hep şüpheli konumunda takip etmiştir.
Bu; senaristin, yazarın ya da yönetmenin insan psikolojisini çok iyi bilmesinden kaynaklanmaktadır.
İşte Türkiye’de yaşanan terör olaylarında da sorgulanması gereken ve farkına varmadan hizmet etmenin ağır vebalini üstlenen kurum ve şahısların başında da, medya ve yorumcular gelmektedir.
Bir askerin vurulması zaten yürek yakan, şehit düşmesi milli duyguları kızgınlıkla şahlandıran göz ardı edilemeyecek bir gerçektir.
Bu olayı detaylandırarak, zaten baştan sona hüzün olan bir olayı daha da dramatize ederek bir dakikalık görüntüyü çevire çevire 15-20 dakika halka sunmak ise “habercilik” değil bilerek ya da bilmeyerek “teröre hizmet etmektir.”
Terör ne ister?
“Toplumda infial meydana getirmek ve yaptığı olaydan mümkün mertebe her kesimi haberdar ettirip, buradan kendi payına nemalanmak”.
Terör bir savaş değildir, hele meydan savaşı hiç değildir. Çünkü savaşta taraflar olur.
Terörün geninde kalleş pusu yatar, çünkü birebir vuruşmada kendinin zayiat vereceğini ve devlet gücü karşısında kaybedeceğini bilir. Tek hedefi huzursuzluğu etkin kılmak ve gündem oluşturmaktır.
“O” devleti küçük ve aciz düşürmek isteyenlerin de kullanacağı en etkin unsur, bu tür örgütlere el altından destek vermektir.
Bakınız ETA, IRA, EL KAİDE hiç fark etmez, yöntem aynıdır.
Kısaca iç-dış-destek olmadan hiçbir terör örgütünün hayat bulması mümkün değildir.
Anlatmak istediğim el altından ya da direk destek olanlar değil, bilmeden bu oyuna gelenlerdir.
Bilmeden bu oyuna gelen ise hiç şüphesiz medyadır.
Örgüt olayı gerçekleştirir ve sonra bunu çıkar sahiplenir.
Peki sahiplendiğini biz nereden duyarız?
Medya’dan…
“…Dünkü yaşanan şu olayı, şu örgüt sahiplendi” sözü sanırım hiç kimseye yabancı değildir.
İşte eğer ki medyanın tamamı bu olaya “hizmet ettiğini, alet edildiğini” anlayıp kendini biraz geriye çekerse, terörün kolunu kanadını kırdı demektir.
Her şehit cenazesinde; olayı oluşundan, sonucuna kadar gözyaşları içinde detaylandırarak anlatmak ne yazık ki haber vermek değil, teröre hizmet etmektir.
Şunu asla unutmayın ki, bir ülkenin yüce menfaatleri; o ülkenin siyasetinden de, basınından da, ekonomisinden de daha önemlidir.
Bu olayları “rant olarak kullananların” ise, o anaların gözyaşları ile o şehitlerin aziz kanı boyunlarına vebaldir.
Amerka’da ikiz kuleler ve peşinden seyreden İngiltere metrosunda gerçekleştirilen terör olaylarında bakın bakalım hatıranızda hiç ceset görüntüsü, kopmuş kollar var mı?
Yok !
Neden?
Çünkü bu ülkelerin medyası güvenlik şeridi çekildiği andan itibaren olay yerine girmez ve o “perişanlık” o “acziyet” kapatılarak yapanlara “oh” dedirtilmez.
Peki aynı dönem, bizim İstanbul’da bir banka ve elçiliğe yapılan bombalı saldırıda bizim ekranlara yansıyan, parçalanmış insan görüntülerine, sözüm ona “acar muhabirlerimizin”, “bu görüntüler yalnızca bizde” flash haberlerine, şimdi bilmem ne demeli?
Bu haber atlatmak değil, ne yazık ki sadece teröre takla attırmaktır.
Başta sorduğum soruyu şimdi tekrar soralım o zaman.
“Bu kimin işine yarar ve en çok kime zarar verir?”
Sizden de ricam şudur; bu oyunlara gelip de bu olaylardan en fazla zarar gören Kürt kardeşlerimize, kin ve diş bilemeyin.
Unutmayın ki; Her Kürt Pkk’lı değil, her Pkk’lı da Kürt değildir.
Ve müslümanın müslümana kurşun sıkmayacağını da en az senin benim kadar iyi bilir.

