“Delikanlı, kimseyi yarı yolda bırakmaz, Eğer bu yazıyı okumaya başlamışsa “yazıyı bile” yarı yolda bırakmaz.”Aynı havayı soluyor, aynı hayatı paylaşıyoruz.Aynı Avm’lerde dolaşıyor, aynı sinemada yan yana oturuyoruz.Aynı otobüse biniyor, aynı uçakta uçuyor, aynı lokantada yemek yiyoruz..Aynı duygularla aşık oluyor, aynı duygularla isyan ediyoruz.O zaman yaşadığımız hayatı zehir etmek de, yaşanılır kılmak da bizim elimizde.Annemin duasıdır “oğlum Allah iyilerle karşılaştırsın.”
Demek ki çevremizdeki insanlar ne kadar iyi olursa hayatımızda o kadar iyi oluyor.Vergi dairesindeki memurdan, noter çalışanına, polisten subaya, seçilenden atanana, doktordan hukukçuya, pazarcıdan sporcuya, öğretmenden emlakçıya, gazeteciden hurdacıya herkes ama herkes “insani anlamda iyi eğitilmiş olsa” hayatımız nasıl bir hal alırdı?Bizi biz yapan öğretilerimiz içinde “Allah’tan korkmuyorsan, kuldan utan” vardır.
SEN DELİKANLI MISIN?
Demek ki çevremizdeki insanlar ne kadar iyi olursa hayatımızda o kadar iyi oluyor.Vergi dairesindeki memurdan, noter çalışanına, polisten subaya, seçilenden atanana, doktordan hukukçuya, pazarcıdan sporcuya, öğretmenden emlakçıya, gazeteciden hurdacıya herkes ama herkes “insani anlamda iyi eğitilmiş olsa” hayatımız nasıl bir hal alırdı?Bizi biz yapan öğretilerimiz içinde “Allah’tan korkmuyorsan, kuldan utan” vardır.
SEN DELİKANLI MISIN?

“İyi insan, rol model insan, idol insan, örnek insan” artık ne ile nasıl örneklendirirsen örneklendir, önce insan olacak sonra ne ise “o”; doktor, avukat, esnaf, imam ama önce insan…
İşte adı geçen “delikanlılığın kitabı”nı yazarken çerçeveyi geniş tutmaya özen gösterdim ve geçmişten günümüze, kabadayıdan, külhanbeyine, heriften erkeğe, erkek Fatma’dan kibar Hayri’ye, bilinen her şeyi sıfırlayıp teker teker sorgulamaya başladım. Kim delikanlı? dedim ve asıl olması gereken delikanlı tipinin “altını”, çakma delikanlıların da “üstünü” çizmeye başladım.Aralara da;Delikanlı adam: Kendisinden uzun boylu kızlarla dolaşmaz!Delikanlı adam: Akşam eve gittiğinde “z” raporu vermez!Delikanlı adam: Hesap ödeneceği zaman tuvalete gitmez!Delikanlı adam: Mal beyanında bulunur gibi giyinmez! Delikanlı adam: Evlilik vaadi ile genç kızları kandırmaz! Türünde biraz muzipçe bölümler atarak, kitap her kesime seslensin istedim…
Öyle ya,Ayşe teyze de anlamalıydı bu kitabı, sarı Nejla, süslü Feyza da.Ahmet amca da anlamalıydı bu kitabı, şekil Ahmet, jöle Hakan’da…“DELİKANLILIĞIN KİTABI SADECE ERKEKLERE Mİ?Asla değil,Erkek ve kadın hayat boyu bir bütün olarak yürüdüler, bir elmanın iki yarısı gibi.Aldatılan kadın, aldatanın da bir kadın olduğu gerçeğini hep ıskaladı.Erkeklerden yakınan her kadın, o erkeği de bir kadının “kundakladığını” unutmamalıydı.Eğer her erkek delikanlı olsaydı, emin olun bundan en çok kadınlar mutlu olacaktı.İşte bu yüzden, erkekler kadar bu kitabı kadınlar da okumalı hatta özellikle “okutturmalı.”Ve yeri geldiğinde sevdiğine hiçbir şey söylemeden, bir tokat gibi bence bu kitabı yollamalı…Ne diyordu şair; Yüreğin kadını erkeği yoktur…Ya “mert” olanı vardır ya da “namert.”
İşte adı geçen “delikanlılığın kitabı”nı yazarken çerçeveyi geniş tutmaya özen gösterdim ve geçmişten günümüze, kabadayıdan, külhanbeyine, heriften erkeğe, erkek Fatma’dan kibar Hayri’ye, bilinen her şeyi sıfırlayıp teker teker sorgulamaya başladım. Kim delikanlı? dedim ve asıl olması gereken delikanlı tipinin “altını”, çakma delikanlıların da “üstünü” çizmeye başladım.Aralara da;Delikanlı adam: Kendisinden uzun boylu kızlarla dolaşmaz!Delikanlı adam: Akşam eve gittiğinde “z” raporu vermez!Delikanlı adam: Hesap ödeneceği zaman tuvalete gitmez!Delikanlı adam: Mal beyanında bulunur gibi giyinmez! Delikanlı adam: Evlilik vaadi ile genç kızları kandırmaz! Türünde biraz muzipçe bölümler atarak, kitap her kesime seslensin istedim…
Öyle ya,Ayşe teyze de anlamalıydı bu kitabı, sarı Nejla, süslü Feyza da.Ahmet amca da anlamalıydı bu kitabı, şekil Ahmet, jöle Hakan’da…“DELİKANLILIĞIN KİTABI SADECE ERKEKLERE Mİ?Asla değil,Erkek ve kadın hayat boyu bir bütün olarak yürüdüler, bir elmanın iki yarısı gibi.Aldatılan kadın, aldatanın da bir kadın olduğu gerçeğini hep ıskaladı.Erkeklerden yakınan her kadın, o erkeği de bir kadının “kundakladığını” unutmamalıydı.Eğer her erkek delikanlı olsaydı, emin olun bundan en çok kadınlar mutlu olacaktı.İşte bu yüzden, erkekler kadar bu kitabı kadınlar da okumalı hatta özellikle “okutturmalı.”Ve yeri geldiğinde sevdiğine hiçbir şey söylemeden, bir tokat gibi bence bu kitabı yollamalı…Ne diyordu şair; Yüreğin kadını erkeği yoktur…Ya “mert” olanı vardır ya da “namert.”

