Annemin beni sınıfa bırakıp ardına dönüp dönüp bakarak gidişi, kapının dışında durup oradan beni izlemesi ve sonra el sallayarak gidişi hâlâ bir “yara” gibi aklımda.
Sanki o an o sınıf ve o öğretmen beni çok sevdiğim annemden koparmıştı… Annem çıkışta geleceğim dese de onun sınıfa girememesi, benim sınıftan çıkamamam aramıza görünmez bir duvar örmüş ve benim ağlamalarıma dayanamayan annem bile gözyaşlarıma rağmen gelip beni alamamıştı…
Bazı arkadaşlar, kaçarak dışarıda bekleyen annelerine gitse de ben kaçmayı 6 yaşıma rağmen kendime yedirememiş, utanmış; bağıra bağıra ağlamak yerine içli içli ağlayarak ilk kez oturduğum sıranın önüne kapatmıştım kendimi.
Bir taraftan elimle düşen gözyaşlarımı sıra üzerinde birbirine karıştırıyor, bir taraftan da düşünüyordum…
Demek ki bu okul, annemin bile bana ulaşamayacağı ve geçemeyeceği bir yer; öğretmen de annemi dışarı çıkaracak kadar büyük ve önemli biri…
Ve annem gözden kayboldu gitti…
O an gözyaşlarım hızlandı ve tahta sırada kuru yer kalmadı… Nice sonra annemin yeni siyah önlüğümün cebine itina ile ütüleyip koyduğu mendili çıkarıp burnumu çeke çeke gözyaşlarımı sildim.
Öğretmen tahtaya “E” “S” gibi harfler yazdı ve “çocuklar, bunu defterinize yazın” dedi… biz tırmıktan yılana yol alırken zaman da kendiliğinden geçmeye başladı…
Çok sıkılmıştım… Çünkü büyük ablam öğretmen olduğundan 6 yaşında olsam da ablamdan dolayı ben sadece yazı yazmayı değil, saati ve basit işlemleri de biliyordum…
Hızla bitirdim ve yanımdaki arkadaşı fark ettim… Biz en ön sırada oturduğumuzdan arkada kimler vardı hatırlamıyorum bile… Göz göze geldik;
Adı Ömer’di, Ömer Özdemir…
Sarı, çilli, cıvıl cıvıl, gözlerinin içi dost bakan, Nevşehir’li macir bir ailedendi… (Macir diye muhacire dendiğini ve onların Balkanlardan geldiğini çok sonra öğrenecektim) Aksanı bana biraz garip gelmişti ama çok sevmiştim bu ritmi ve o gün Ömer, benim en iyi arkadaşım olmuştu…
O ağır gelen ilk günleri biz Ömer ile sırt sırta vererek beraberce aşmış ve o ilk günden sonra bir daha düşüp dizlerimiz kanadığında bile hiç ağlamamıştık… Ayrıca aradan geçen bunca seneye rağmen ne kavga ettik, ne küstük ve ne de darıldık; hâlâ dost, hâlâ iki “çocuk arkadaşız.”
Okullar açıldı ve hiç düşünmediğim bu yazı, klavyenin tuşlarından ekrana aktı…
Teşekkürler tüm öğretmenlerime, okula götüren anneme ve hayatımın ilk dönemeçlerinde yürek olan tüm Ömer’lere…
———————————–
* Şiir Dinletileri ve Organizasyonlar İçin Menajer Hattı: 0 536 629 34 34
* Hafta içi her gün 23:00-01:00 arasında, BEDİRHAN GÖKÇE İLE ÜÇÜNCÜ SAYFA KralFM‘de

