Aslında her seçim süreci kendi içerisinde bir stres getirir, ancak, biz hep en taze olanını hatırlarız.
Bir önceki seçim nasıldı? diye bir soru sorsam…
Önce referandum gelir aklınıza sonra belediye seçimleri dediğimiz yerel seçimler ama ‘bir önceki genel seçim ne zaman yapılmıştı?’ desem çoğunuz hatırlamazsınız bile.
Yılını tuttursan ayını, ayını tuttursan gününü hatırlamazsın, oysa daha hepsi hepsi geriye dön dört sene önce…
O kadar hızlı yol alıyoruz ki, değil Dünyayı, Türkiye’yi; kendi dünyamızda yaşadığımız olaylar dahi hafızamızdan silinip gitmiş bile.
Kendi geçmişine bak.
On yıl evvel canını sıkan keyfini kaçıran olayların kaç tanesi tazeliğini koruyor ya da beş yıl evvel?
Çoğu hatırlatılmasa hatırlamazsın bile.
Duygusal hatalardan, ekonomik hatalara kadar, defalarca yaptığın ve ders çıkarmadığın hatalar yok mu geçmişte?
Anlatmak istediğim ne?
Her seçim sürecinde geriliyoruz, çünkü bu gerginlikten yararlananlar var, biz onları unutuyoruz.
Her seçim sürecinde, ülkemize gölge düşüren olaylar ve bu olaylardan faydalananlar var.
Her seçim sürecinde siyasi olmayan ama siyasilerden daha fazla ekranlarda görünen, mevcut durumdan nemalanamayan, şahsi çıkarını ülkeyi yok etme pahasına allayıp pullayıp sanki ülkeyi en çok o düşünüyormuş gibi tartışmayan “bağıranlar” var…
Ahmed Arif’in dediği gibi; tanı bunları, tanı da büyü…
Oysa hepimiz bu toprağın çocuklarıyız ve hepimiz bu topraklarda yaşıyoruz, istek ve arzularımız üç aşağı beş yukarı aynı.
Aynı şiirde hüzünleniyor, aynı türküde halaya duruyor, aynı milli maçta aynı duygularla gözyaşları içinde havaya fırlıyoruz.
Çünkü biz duygusal bir milletiz, hatta bazen tuttuğumuz takım şampiyon olamadı diyerek oyumuzun rengini değiştirecek kadar abartıyoruz bu duygusal hali…
Şimdi akşam olunca bir Star Tv Ana Haber’i izleyin, bir de Kanal 7 Ana Haberi!…
Sonra sorun kendinize hangisi doğru söylüyor, hangisi gerçek Türkiye şimdi…
Türkiye birinin kötülediği kadar kötü, diğerinin övdüğü kadar iyi mi yani?
Futbol müsabakasına veya haber kanallarına bakarak oy rengi belirlenmez, hatta şahsi durumuna bakarak bile oy rengi belirlenmez…
Çünkü bazen sen kaybedersin ama ülken kazanır. Bugün senin kaybettiğini on yıl sonra evlatların kazanır…
O zaman neye göre karar verilir? Ekonomi, sağlık, eğitim, dış siyaset, istikrar ve genel trafiğe göre…
Avrupa’nın hiçbir ülkesinde olmayan bir genç nüfusa ve birikime sahibiz. Dışarıda ve içeride bazılarını deli etmeye bu potansiyelimiz yetiyor da artıyor bile…
Özet;
Sana düşen; vatandaşlık görevini yapmak ve ölüm ya da çok ciddi sağlık sorunları dışında MUTLAKA OYUNU KULLANmak
Hangi partiye oyunu verirsen ver ama mutlaka ver.
Sorumluluğa ortak ol ve tüm dünyaya “Türkiye müthiş bir çoğunlukla sandığa gitti, Türkiye geleceğini önemsiyor” mesajını ver…
Kaldı ki meclise AKP-CHP-MHP ve BDP girecek ve bu da %95 gibi bir oy oranına tekabül edecek, yani ülkenin nerdeyse tamamına yakınını ‘temsil eden’ ve koalisyonlar garabeti olmayan güçlü bir meclis olacak…
Bu güzel bir şey değil mi sence?
Ülkeni siyasi düşünme, vicdani düşün!..
Ülke bizim hepimizin ve hepimize de yetecek güzellikte, o zaman önce sandığa git, oyunu ver, sonra da çıkana saygı göster; demokrasi dediğin tam da bu işte…
Dünya bizi seyrediyor ve bu seçimlere de diğerlerinden daha çok dikkat kesiliyor.
İşte bu yüzden şu gerginliği at ve rahatla güzel ülkem, Dünya’nın sana ihtiyacı var.
Ve şunu da unutma;
Siyasiler gelir geçer ülkemin sana ihtiyacı var…

