Hayatımızın her aşamasında bir sınavdan geçiyoruz ama bir tek “puan”lı olanları dikkate alıyoruz. Okulların açıldığı dönemde yazıyorum ki bu yazıyı, belki birilerine biraz faydamız olur diye…
Bizi yoran, yıpratan, sonuç endeksli, diploma süreçli sınavlardan başımızı kaldıramıyor ve ne yazık ki bu sınavlara, bir kişi olarak girsek bile maaile aynı sınavın yükünü omuzlarımızda hissediyoruz…
Peki tüm sınavları ömrümüz boyunca “tam not” başarısı ile geçsek bile, o anlık mutluluğun ardından bu bizi bir ömür mutlu olmaya yetiyor mu?
Hayır!!!
Demek ki başarı tek başına mutluluk getirmiyor.
Peki; nerede hata yapıyoruz?
Hedefe varmak için koşmaktan/koşturmaktan göremediğimiz, ıskaladığımız gerçeklerde yani “hayatın ta kendisinde…”
İlköğretim biterken liseye hazırlık, lise biterken üniversiteye hazırlık, üniversite biterken varsa akademik yükselmeye yoksa iş sınavlarına hazırlık…
Bu arada olası ne cenaze törenlerine, ne düğün merasimlerine, ne komşuluk oturmalarına ne de akraba ziyaretlerine “kapalılık…”
Eve misafir geldiğinde odasından dahi çıkmayan, annesi babası tarafından “ayıp yavrum” diye nazla çıkarılsa da abuk bir suratla “hoş geldiniz” iç niyetinde sanki “niye geldiniz” türünde bir “kabalık!..”
Fazla değil 10 sene önce 18 yaşındaki bir gencin, hayatın içindeki duruşu ve olası problemlerin aşılmasındaki pratiklikle bugün 18 yaşındaki bir gencin durduğu yer arasında emin olun sadece 10 sene yok; dağlar kadar fark var…
Bakın 20 sene geriye gitmedim, 10 sene geriye gittim. 20 sene geriye gitsem iş içinden daha da çıkılmaz hâle gelecekti, durdum…
Bugün 18 yaşındaki bir genç, olası bir yakınını kaybetse bunun cenaze işlemlerini yapa bilir mi? Ya da bir başka cenaze evine neler götürülür orada nasıl bir görev üstlenilir bilebilir mi?
Akşam bir eve yemeğe gitseler, ne götürülmesi gerektiğini bilir mi?
Bir düğünde takılacak takının ne olması gerektiğini ve kendi kültürlerinin gelenek ve göreneklerini, oyunlarını bilir mi?
Bugün 18 yaşındaki birini “çocuk” olduğu için hiçbir aile zaten evlendirmez. Oysa geçmişinize bakın ya anneniz babanız, değilse büyükanneniz-dedeniz o yaşlarda evlenmiştir (evlenmeli demiyorum karıştırmayın!) Ola ki evlendi bir aile sorumluluğu alabilir mi?
Bugün 18 yaşına girmiş kaç tane kızımız annesinin “yarısı kadar?”
Bugün 18 yaşına girmiş kaç tane oğlumuz babasının “yarısı kadar” hayata hazırdır?
10-15 sene önce 18 yaşında olan ve 18 yaşına gelene kadar “yaz tatillerinde” para kazanmayanlar %10 ise bugün o yaş grubunun para kazananı %10…
Kısa kesiyorum ve özetliyorum
Çok zeki, akıllı, başarılı, fiziği düzgün ama sosyal olmayan çocuklar yetiştiriyoruz özellikle de büyük şehirlerde…
Yaldızlı diplomalarla çocukları okullarından mezun ettiğimizde birçoğu “kendine yakıştırmadığından” ve geçmişinde bir “para kazanma” pratiği olmadığından ya işe girmiyor, ya işi beğenmiyor ya da kendine güvenmiyor…
Hayat mücadelesinde hep pısırık ve sönük kalıyor.
Elbette çocuklarımız iyi okullarda okusun, sınavlara iyi hazırlansın; “sizin yüzünüzü ve emeğinizi” boşa çıkarmasın; sizin gururunuz olsun ve onurunuz olsun.
Ama biraz da hayata hazır bir “birey, bir şey” olsun.
Kendini, çevresini, memleketini, ailesini, değerlerini en azından “interneti” bildiği kadar bilsin.
Yazışarak “facebook” da kurduğu diyalogları, edindiği çevreyi, girdiği çetin yazılı mücadeleleri, savunduğu fikri, biraz da çevresindeki büyük küçük her yaş grubundan insanla ağzını, üslubunu bozmadan yüreklice konuşarak yüz yüze çözebilsin…
Yok eğer bana katılmıyorsanız sizin çizdiğiniz o muhteşem hayatın formülünü ben vereyim size…
SBS YGS LYS OGS-GEÇ ve Mall Mall BEKLE!!!
Meraklısına Not: Mall, Alışveriş Merkezlerinin çok büyüklerine verilen addır. Amerika’dan bize ithal bir “kelimedir” (Örneğin Ankara’da ki AnkaMall ), Alış-veriş yapmasa da Mall Mall gezenler iyi bilir, okunuşu da “MOL”dur…
OGS: Otomatik Geçiş Sistemi… (Taşıtlar İçin)
———————————–
* Şiir Dinletileri ve Organizasyonlar İçin Menajer Hattı: 0 536 629 34 34
* Hafta içi her gün 23:00-01:00 arasında, BEDİRHAN GÖKÇE İLE ÜÇÜNCÜ SAYFA KralFM‘de

