“Şu yüce dağları duman kaplamış
Yine mi gurbetten kara haber var
Seher vakti burda kimler ağlamış
Çimenler üstünde gözyaşları var”
…
Doğup büyüdüğün yerden uzak yere “gurbet” denir ya da “gurbetlik”.
Ve gurbette iken memleketine olan hasretin ve sevgin misli ile artar.
En anlamsız yanını, en sıradan halini bile özlersin.
Hani memleketinden birisi gelse, anan-baban gelmiş gibi hasretle sarılır ve karşına oturtup, onun vereceği haberlere tüm alıcılarınla kitlenirsin.
Ve “Seher vakti çimenler üstüne düşmüş gözyaşlarını” ancak gurbetteysen anlarsın.
***
1-6 Temmuz arası tatil ve gösteri amaçlı Amerika’daydım. Washington, New York, New Jersey ve Manhattan.
Gurbetçilere konser veremesem de (Orkestra mı götüremediğim için) şiir-söyleşi kıvamında program yaptım, binlerce kilometre ötede memleketine hasret insanımızla göz göze geldim, herkesle fırsat buldukça ayaküstü de olsa sohbet ettim, resim çekildim…
Arkadaşlar bana bir sürpriz yapıp 15 senedir görmediğim ve izini kaybettiğim Ankara’dan eski bir dostun evine kahvaltıya götürdüler.
Ben konuştum onun gözleri doldu, o konuştu ben dağıldım.
Benim Fidan gibi Mustafa Ağabeyim, eşi biricik Nurdan ablam ve dünyalar güzeli iki tatlı kızı.
10 senedir Türkiye’ye gidemeyen, memleket hasretli engin gönüllü Fidan ailesinin canları…
“E anlat” diyor, “daha daha neler var?”
Nefesimden odaya zehir katıyormuşçasına susuyorum, çünkü her sözüme gözleri buğulanıyor, oysa on senenin içinde yüzyıllık anlatılacak hikâyeler var.
“Bildiğin gibi abi, haberlerde ne görüyorsan o.” diyorum.
Üzülmesinler diye ülkeme dair hiçbir güzelliği paylaşmıyor, geçiştiriyorum.
“Şu Azeri ağızla okuduğun annem şiirini bir okusan” diye ısrar ediyor, sözü değiştiriyorum ama o ısrarla “oku şu şiiri” diyor.
En ruhsuz şekilde okuyorum ki, anneye hasret yürekleri daha fazla dağlanmasın ama ne fayda gözyaşları artık mendille siliniyor.
O an anlıyorum ki, “beş senedir belediye kaldırımları değiştirmedi desem” ona da ağlayacaklar.
Ve şiir bitiyor ben bitiyorum, ortalığı yakan bir sessizlik kaplıyor…
Ayrılırken içimde tarifsiz bir duygu.
Onları gördüğüme mi sevineyim? Orada gördüğüme mi üzüleyim? Bilemedim gitti.
Kapıya çıktığımda önümden iki siyahi Amerikalı geçti.
Dilimde memleketlerinin türküsü…
Gesi bağlarında üç top gülüm var
Hey Allahtan korkmaz sana bana ölüm var
Ölüm varsa bu dünyada zulüm var.
Atma garip anam beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın, anam yansın derdime.

